Türkiye şartlarında köpek sosyalleştirmek

Merhaba sevgili köpek sahibi, meraklısı veya bir şekilde yolu buraya düşmüş okur; hoş geldin. Biraz uzun bir yazı olacak ve açıkçası Manas Destanı gibi her gün gelişmelerle birlikte yenisi eklenecek bir “yazı dizisi”ne dönüşecek. Yani hazır ol çünkü başlıyoruz. Giriş kısmını iyi okuyun çünkü bundan sonraki günlerde bu bilgi kısmına değinmeyecek direkt Desi ile o günkü performansımızı anlatacağım.

Desi şu an 9 aylık, erken sosyalleşmenin önemini ne kadar iyi bilsek de onu 2 aylıkken aldığımızdan beri sakin bir köpekle tanışma, arkadaş olma eğitimi olamadı. Bunun sıkıntılarını bugünlerde, özellikle ikinci korku periyoduna girmişken daha net görmeye başladık. Asosyalliği geçip agresyona dönüşme sınırındaki Desi’yi düzeltmemiz şart. Aksi hâlde insan agresyonu da köpek agresyonu da en basitinden başımızı belaya sokacak.

Bir köpek sosyal olmalı mıdır?
Sosyalliğin tanımını yanlış yapmamak gerek. Bir köpek, başka köpeklerle oynamak, arkadaş olmak zorunda değildir. Bu onun için bir ihtiyaç değil. Fakat başka köpeklerin (ve genel olarak başka canlıların) varlığını en azından tolere ediyor, herhangi bir tepki vermiyor olmalıdır. Her yabancıya havlayan köpeğinizin iyi bir koruma köpeği olduğunu düşünebilirsiniz ama gerçekte köpeğiniz patlamak üzere bir bombadır. Köpeğinizle yapacağınız yürüyüşler sakin geçmeli, kaldırımdaki kedi, koşturan kirpi veya ötedeki köpek köpeğinizi heyecanlandırmamalı, daha doğrusu ürkütmemelidir.
Sosyalleşme = Varlığını öğrenme, varlığına alışma. Yeterince sosyalleşememiş bir köpek için her şey yenidir ve her yeni şey bir endişe sebebidir. Köpeğiniz sokakta ağlıyor (sızlanıyor) mu? Kaçmaya mı çalışıyor? Bunlar anksiyete belirtisi. Köpeğiniz anksiyete durumundayken sağlıklı seçim yapamaz. Tetikleyici unsurun güçlü olduğu durumlarda anksiyete agresyona dönüşebilir. Bu bir insan, köpek, kedi, kirpi, çocuk, sakallı erkekler vs. olabilir. Korku, bu yüzden karar verememe ve devamında yaptığı doğaçlama ile köpeğiniz yavaş yavaş saldırgan bir köpeğe dönüşür. Yani uzun lafın kısası bir köpek sosyal yani çevresindeki değişkenlerin tümüne veya yüksek bir kısmına alışmış, varlığından haberdar ve bunu sorun etmeyen durumda olmalıdır.

Köpeğimi nasıl sosyalleştirebilirim?

“Erken sosyalleşme çok önemli” denmesinin bir sebebi var. 3 aylık köpeğinizi sosyalleştirmek istediğinizde karşı tarafa büyük bir zarar vermeniz, kendinizi bir köpek kavgasının içinde bulmanız pek olası değil ama yetişkin köpeğinizi köpeklerle tanıştırmak istediğinizde dan dun giremezsiniz. Büyük ihtimalle kan çıkar, sizden de en az bir köpekten de. Çünkü artık ihtiyacınız olan şey, bir azizdir. Köpeğiniz, köpek diline hâkim olmamanın (çünkü sosyal değil) getirisiyle karşısındaki köpeğe saçma sapan davranacaktır. Karşısındaki köpek iyi eğitimli ve ekstra sakin bir köpek olmadığı sürece bu tarz karşılaşmalar gerçekten tehlikelidir.

Sokak köpekleri ile sosyalleşme

Ben denedim. Yani bir kere denedim belki ileride tekrar denerim. Gerek yok. Sokak köpeği, sizin köpeğinize merakla ve ilgiyle yaklaşırken sizin köpeğiniz ona salak salak hareketler yaptığında koskoca kangalı kovmak ve köpeğinizi kendi başlattığı kavgadan korumak size kalıyor.

Türkiye şartlarında köpek sosyalleştirmek

Başlığı bu şekilde seçmemin de bir nedeni var. Türkiye’deki sahipli köpeklerin çoğu maalesef sosyal değil. Köpeğinizi gezdirirken karşılaştığınız, köpeğinize havlayan köpekler sizin köpeğinizi sosyalleştirmenize yardımcı olamayacağı gibi durumu kötüleştirir. Sokak köpekleri, bence denenmesinin bile anlamsız olduğu bir alan. Köpeğinizi, hele ki yetişkin/ergen köpeğinizi sosyalleştirmek için tek çareniz çevrenizde düzenli görüşebileceğiniz en az bir sakin ve eğitimli köpek olması. Yok değil mi? Benim de yok 🙂 Sıkmayın canınızı çünkü bunu birlikte başaracağız. Ben Desi’yi her gün biraz daha yaklaştıracağım sosyalliğe. Çok vaktimiz yok, yaklaşık dört ay içinde bunu çözmemiz gerek yoksa elimizde agresif bir köpek olacak ve hepimizin başına bela açacak. Artık girişi yaptığımıza göre hazırsanız bugünün performansına bakalım.

Birinci Gün:

Acil durum planına geçip Desi’yi sosyalleştirme kararını aldığımda ilk yapmam gereken şey tasma değişimiydi zira boyun tasmamız plastik kilidinden açılıp Desi’nin serbest kalmasına sebep olmuştu. Onu adım adım gerginliğe sürükleyeceğim bir serüvende böyle bir şeyi kesinlikle göze alamazdım.

Köpekler âleminin yakışıklısı Desiboy

Burada küçük bir parantez açmakta fayda görüyorum, bir süredir Desiboy öğünlerini yürüyüşlerde yiyor. Böylece yanımda çok daha uyumlu yürüyor, hiçbir şey yapmadan mamasını kazanmış olmuyor ve ödül olarak mamasını yemiş oluyor. Saat 17.00’de çıktık ve 18.00’de döndük (yemin ederim çok daha uzun hissettirdi!). Her zaman tuvaletini yaptığı toprak alanın biraz ötesindeki çardakta oturduk. Ben yanıma termosta kahve almıştım, planım o takılırken benim de kahve, telefon ikilisiyle oyalanmamdı. Burası sık sık oturduğumuz veya uğradığımız bir yer değil aslında yani huzursuz olması beklenen bir şeydi. İlk başta pek huzursuz olmadı, oturdu ve o uslu durdukça mamasından beslemeye başladım. Bir noktada kahve koyabileceğim kadar huzurluydu, ben kahvemi içtim o da etrafa bakındı. Bakındı derken yerde ne kadar kuruyemiş kabuğu, tuhaf bitki varsa yedi tabii. Sonra sızlanmaya başladı. Alışık olmadığı, kokulara hâkim olmadığı bir yerin ortasında hareketsiz kalmak onu germiş olmalıydı. Kalktık, küçük bir çember çizip etrafında ve içinde dolaştık. Burada “izle” komutuyla yanımda yürümesi için uğraştım ama gergin olduğu için çok zorlamadım, o da fazla öne giderek veya çekiştirerek beni zorlamadı. Yerdeki her şeyi yemek istiyor, yiyor, bırakmak istemiyor. Önemsememeye, yemedikçe ödüllendirmeye devam ediyorum. Kesinlikle yememesi gereken şeyler yediğinde elbette müdahale edeceğim. Tekrar banka döndük ve kahveme devam ettim, bu arada ne çok arı var! Neyse ki hâlâ “arı tanışması”nı yaşamadı, yalnız birkaç tane yemiş olabilir 🙂
Bankın arkasındaki küçük açık alanda bazı komutları çalıştık. Bunun iki amacı vardı, hem evde gayet iyi yaptığı komutları yabancı bir ortamda da pekiştirerek genel itaatini sağlamlaştırmak hem de komutlara odaklanmasını sağlayarak gerginliğini azaltmak. İşe yaradı, komutlarımı güzelce yaptı. Biz tekrar banka döndüğümüzde 20 metre arkamda (Desi’nin yüzü o yöne dönüktü) bir çocuğun köpeğini gezdirdiğini gördüm. Desi havlamadı, sadece izledi. İlgiliydi ama kendinden geçmemişti. Çocuk uzaklaştıktan sonra, onun gezdiği alana gitmeden çevrede biraz daha gezindik, bu noktada aslında kaçma isteği başlamıştı, izle deyip adım atmaya başladığımda yana gitmek istiyordu. Şimdi hemen tasma değişimimin ne kadar iyi bir karar olduğuna değinelim. Bence de. Yaklaşık 45 dakika orada oyalandık, etrafı kokladık, komut çalıştık, yürüdük. Eğitimi için kilit olan mamaları bitmeye yaklaşınca tuvaletini de yaptırıp eve dönmeye karar verdim, farklı, daha önce birkaç kez geçtiğimiz yerlerden gezdirdim. Daha önce tuvaletini yapmadığı, vızır vızır arabaların geçtiği bir yere tuvaletini yaptı (kendine güvenin gelişmesi için bunları önemsiyorum). Normalde iki küçük (ve gürültücü) köpeği olduğunu bildiğim ama bugün köpekleri göremediğim bahçeli bir evin önünden geçerken hiçbir sorun çıkarmadı. Belki de köpeklerle bugün direkt karşılaşmadığımız daha iyi oldu.

Kayda değer bazı diğer noktalar:

  • Yürüyüşümüzün başında az ötemizde duran otobüs onu gerdi ama inen yolculara havlamadı.
  • Duvarın üstünde oturan kediye hiçbir tepki vermedi, kedi de ona hiçbir tepki vermedi.
  • Her zaman tuvaletini yaptığı yerin 5 metre ilerisine farklı bir toprak alana tuvaletini yaptı, etrafta insanlar, arabalar olan bir alan yani diğerine göre daha korumasız. Yapmaktan çekinmedi. Yanımızda araba durdu, en savunmasız hâlinde arabadan insanlar inmişken onlara havlamadı. Her yaş grubundan bireyleri bulunan bu insanlar ben uyarmasaydım tam yanımızdan geçerek karşıya geçecekti, yine de havlamak/hırlamak yerine çok ufak bir uyarı sesi çıkardı ve kimseyi korkutmadan günü tamamlamış oldu.

Yarın nerelere yürürüz, karşımıza ne gibi zorluklar çıkar bilmiyorum ama kararlı bir şekilde Desi’yi yavaş yavaş her şeye alıştırmam gerektiğinin farkındayım. Okuduğunuz için teşekkür ederim, yorumlarınız, sorularınız, eklemek istedikleriniz varsa lütfen çekinmeyin.

İlkyaz

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close